Gelinlik, gelin tarafından düğün esnasında giyilen özel giysi. Rengi, modeli, kişilerin dini ya da geleneklerine göre değişiklik gösterir diye bir açıklama getirilmiş gelinliğin sözlük tanımında. Peki düşünürsek biz gelinliğimizi dinimize, geleneklerimize göre mi seçiyoruz yoksa aman zaten ömrümüzde bir kere giyeceğiz deyip belki de en önemli imtihanlarımızdan birini bir günde kaybediyor muyuz? Bu soruyu kendi nefsime de soruyor ve sizleri birlikte düşünmeye davet ediyorum.

Tesettür anlayışının değiştiği şu zamanda maalesef gelinlik anlayışı da değişti. İnsanlar normal hayatlarında tesettürüne dikkat etmeye çalışsa bile söz konusu düğün olunca işler değişebiliyor. İstisnalar, bu konuda hassasiyet göstermeye çalışanlar tabi ki var. O kişiler üzerine alınmasınlar. Hatta yorumlarıyla bu konuda ne yapabilir ve bu imtihanı nasıl kazanabiliriz diye fikir verip bize destek olsunlar :)

Geçenlerde Savaş Barkçın Bey'in bir söyleşisini dinledim. Bazı kısımları beni gerçekten etkileyip üzdü. Şöyle diyor;

"Büyük bir medeniyet olmanın alameti kendi sınırlarının ötesinde de insanların sana özenmesidir. En iyi olanı, en doğru olanı veya en moda olanı yapabildiğin için insanlar sana benzerler. Mesela bizim şuan ki kıyafetlerimiz ne kıyafeti, biz neye özeniyoruz? Amerika. Dünyada böyle. Bir zamanlar Osmanlı böyleydi." 

Konuşmasına ara verip bir fotoğraf gösterdi. Fotoğrafta bir İngiliz'in, Osmanlı kıyafetleri içinde yaptırdığı resmi vardı. Ve şöyle devam etti Savaş Bey. "Adam Osmanlı kıyafetini satın almış, giymiş ve resmini yaptırmış, salonunun en gösterişli yerine asıp gelen gidene hava atıyor. Hatta bazen misafirlerini Osmanlı kıyafeti ile karşılıyorlarmış." 

Aynı şekilde Osmanlı kıyafetleri içinde bir İngiliz kadın resmini de gösterdi. Yani bir zamanlar kıyafet konusunda da dünyanın gözleri bizim üzerimizdeymiş. Bir de şimdiki halimize bakalım. Batı dünyası kendi sözde geleneklerinden taviz vermezken, asıl sağlam değerleri ve gelenekleri olan bizleri birçok konuda olduğu gibi kıyafetlerimiz konusunda da ele geçirip tabiri caizse büyülemişler. Baştan aşağı batı özentisi kıyafetler içinde özümüzü bulmak için çabalayan insanlar oluvermişiz. 

Gelinlik seçimlerimizde buna dahil. Şuan bizim kına gecelerimizde giydiğimiz o renkli, işlemeli kaftanlar aslında düğünlerimizde gelinlik olarak giyiliyormuş. Tabi sorunun ise gelinliğin renginde veya işlemesinde değil 'tesettür' kısmında olduğunu söylüyor işin ehli hocalarımız. Beyaz olsun ama tesettüre dikkat edilsin... Bir kadının en güzel kıyafeti olan gelinliğe yabancı bir erkek gözü değmesin mesela. Abartılı gelinlikler yüzünden namaz kılınamıyor diye "Oturarak namaz kılabilir miyiz hocam" fetvaları aranmasın. Sadece bir kaç saatlik mutluluk uğruna binbir güçlükle illa o istenilen pahalı gelinlikler alınıp israfa kaçılmasın.  

Biraz araştırıp baktığımızda görüyoruz ki pek çok ülkenin, yörenin kendine özgü geleneksel gelinlikleri var. Batının ucuna kendi zehirli fikriyatını takıp fırlattığı o ağa takılmayıp hala kendilerine has gelinlik ve damatlıkları giymeye devam ediyorlar. İnşaallah bizlerde bu konuda bir çıkış yolu bulur, özentiden, abartıdan uzak, zarif, dinimizin koyduğu sınırları aşmayan bir gelinlik bulup özümüze döner, ebedi mutluluğumuzu bir kıyafetle sınırlandırmayız.

Niyetlerimizi sağlamlaştırıp, her türlü imtihanlarımızı kazanabilme duası ile.