Bir lokantaya gittiğimizde, sipariş veririz. Yemekler bize hazır olarak sunulur. Tadı damağımıza uygunsa afiyetle yeriz değilse tekrar aynı yemeği yemeyiz veya bir daha aynı yere gitmeme kararı alabiliriz.
Fakat bir lokantaya gitsek mantı istedik diye önümüze bir çuval un, iki kilo kıyma koysalar ‘ne oluyor ya’ oluruz. Pişmeden ve ölçüsü olmadan bu malzemeler bize hiçbir fayda vermez.
İlim de böyledir. Fazlası, azı, çiğ hali, 1 kova hali bize fayda vermediği gibi zarar da verebilir. Ve ne yazık ki günümüzde psikoloji ilminin bilgilerinin insanlara adeta boca edilmesi bazı sorunlara sebep oluyor. Doğru bilgiler, yanlış algılar doğurmaya başladı.
İlk olarak değinmek istediğim konu, ‘ebeveynlerin kötü olması’ algısı. Çocukluk döneminindeki anne baba tutumunun önemi artık çok yaygınlaştı. Bu bilinçlenme bir yandan bizi mutlu ederken, diğer uçta bir sorun patlak vermeye başladı. Anne babaya hürmet, onlara itaat gibi kavramlar kanatlanıp uçmaya başladılar. Nasıl mı?
Şöyle ki anne-babaların çocukluk zamanımızdaki bazı tutumlarının yanlış olduğu ortaya çıktı. Sevsek de sevilsek de durum böyleydi. Fakat, iş orada bitmedi. Hikayede bir suçlu, bir masum varmışçasına, evlatlar masum anne babalar kesin hükümle suçlu oldular! Yani külli davranışları hata imiş gibi evlatlarının üzerinde hiçbir iyilikleri yokmuşcasına zihinsel bir anne-baba linci başladı.
Aman dikkat! Bizler “Cennet, annelerin ayakları altındadır.” müjdesini bilen nesilleriz. Şimdi bir gazla, bir kalemde anne babalar silinmeye, gözden düşürülmeye başlandı.
Elbette ki hatalı tutumlar ve zor imtihanlar mevcuttur. Lakin bunun çözümü toplumda kötü ve eksik anne baba algısının oluşması değil. Gerçekten imtihan yaşayan şahısların tedavisi ve bireylerin kendi mesuliyetlerini geçmişe yıkmayıp, bugünü inşa etmekten vazgeçmemeleri…
Bir diğer mesele ise çocuk eğitimi meselesi. Eğitim ve çocuk psikolojisi o kadar güzel anlaşıldı ki! İnsanlar adeta ebeveyn olma kaygısının zirve noktalarından birini yaşıyorlar. Ya çocuğuma yanlış bir şey söylersem, ya tavrım şahsiyetini zedelerse diye korkudan çocuk sahibi olmak istemeyenler var iken çocuk sahibi olmanın mutluluğunu yaşayamayanlar da var. Yani öyle dertliler, öyle korkuyorlar ki yanlış bir şey yapmaktan çocuklarıyla doğal bir şekilde iletişim kuramaz oldular.
Fazla bilgi, alerji yaptı.
Son olarak psikoloji ilminin insanımıza alerji yaptığı bir diğer husus; -ki bana kalırsa en üzücüsü- her şeyi iki dudağımız ve iki elimiz arasında zannetmemiz. Yani dış etkenleri unutup, direksiyonun başında sadece kendimiz olduğunu ve arabanın sadece direksiyonla çalıştığını zannetmemiz. Şöyle yaparsam şöyle olur, böyle yaparsan böyle olur. Olmadığında ise müthiş bir üzüntü ve çöküntü!
Oysa bizler biliyoruz ki ‘ol dediğinde olduran yalnızca Rabbimiz’dir.’ Her olayda bizim dışımızda etkenler muhakkak olacaktır.
Dünyamız, imtihan dünyasıdır. Soruları nasıl çözeceğimiz Kuran ve sünnette mevcuttur. İstifade edeceğimiz ilim dalı psikoloji olsun, matematik olsun, Kuran’sız bir süzgeçten geçirirsek zararları olacaktır. Aksi gibi Kuran ve sünnet nazarı ile ilimden istifade ettik mi biiznillah yollar açılacak, karışıklıklar son bulacaktır.

2 Yorumlar
Kaleminize sağlık güzel bir yazı olmuş. Naçizane Bir diğer konu da sen değerlisin sen bitanesin senden başka yok vs, bunlarda insanın enaniyetini artırıp herkese tepeden bakmaya sebeb olan kibir dolu söylemler
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
SilEvet doğru maalesef