Zaman ve mekan değişir, toplumlar değişir. Fakat insanın insan olmasından kaynaklı ihtiyaçları daimi kalır. Yeme, içme, barınma, neslin devamı gibi temel ihtiyaçlar insanlığın başından bugüne dek var olmuştur ve var olmaya devam edecektir. Aynı şekilde inanmak, anlaşılmak, insanın benliğini inşa etmesi, özel hayatın korunması gibi durumlar da insani ihtiyaçlar içerisinde yer alır.
İnsani ilişkilerin sağlıklı yürütülebilmesi için, insanların birbirlerine
ait özel alanlarının korunmasına ve sınır ihlallerine karşı dikkatli olunması
gerekir. Bu temel ihtiyaçlar karşılanmadığı takdirde insanın kendini geliştirme
sürecinde, diğer bir deyişle tekamüle giden yolda aksaklıklar görülmesi
olağandır. Özel alan; yakın durma, temasa geçme gibi fiziki açıdan ve
fikirlere saygı gösterme, kararlarına müdahale etme, yaşam alanını hükmetme
gibi manevi açıdan olmak üzere iki yönlüdür.
İslam, insana sadece insan olduğu için saygı duymak gerektiğini söyler. Kişinin mahremiyetinin korunması elzemdir. Bizim toplumumuzda ise samimiyetle mahremiyet biraz karışmış durumdadır. Samimi olduğumuz insanlardan izin alma durumumuzun kalktığını zannederiz. Kişinin aynı evde yaşadığı ailesiyle dahi bazı durumlarda izin alması gerekir. Çünkü bu, kişinin özel hayatına duyulan saygının gereğidir.
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتاً غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتّٰى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلٰٓى اَهْلِهَاؕ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
"Ey iman edenler, kendinize ait olmayan evlere izin almaksızın ve ev halkına selam vermeksizin girmeyin." (Nur Süresi; 27.ayet)
وَاِذَا بَلَغَ الْاَطْفَالُ مِنْكُمُ الْحُلُمَ فَلْيَسْتَأْذِنُوا كَمَا اسْتَأْذَنَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْؕ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِهٖؕ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ
"Sizden büluğ çağına ulaşan çocuklar kendilerinden öncekilerin izin istediği gibi izin istesinler." (Nur Süresi; 59.ayet)
Yukarıda zikredilen ayetlerde izin konusuna detaylı bir şekilde değinilmiştir. Başkalarının evlerine girmede bazı kurallar çizilmiştir. Bu kurallara uyulması, toplumda kişilerin mahreminin korunması ve bireyler arası suizanda bulunmayı en aza indirecektir.
Bu hassasiyetimizin eksikliğini gösteren bir olay yaşadım. Bir gün, bir çocuk parkında otururken, bankta oturan bir teyze, bize ait olan bir oyuncak hakkında torununa 'hadi izin al, al onu' diye tembih etti. Çocuk ilgilenmeyince tekrar 'gel çocuğum izin al, oyna' dedi. İzin kelimesi sürekli dolanıyordu fakat hakiki anlamda kendisi ortada yoktu. Bir anlık bulunduğum yerden ayrılmamla beraber çocuk oyuncağı almış ve gitmişti. Ortada izin alan da yoktu izin veren de. Ama izin alma ibaresi bolca kullanıldı. Daha sonra bizim ısrarla istememiz üzere oyuncak bize geri geldi.
İzin istendiğinde, o iznin verilme mecburiyetinin var olduğunu
zannediyoruz. Halbuki -anlık dahi olsa- ilişkiye girdiğimiz insanların özel alanlarına saygı duyarsak toplum bazında daha nezih
ortamlar bizi bekliyor olacak.
Allah Resulü (sav) bize her zamanki gibi bu konuda da örneklik teşkil eder, izin verilmediği zaman ne yapacağımızı gösterir.
Ebu Musa el Eş'ari'den (ra) rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurdu: "İzin istemek üç keredir. İzin verilirse gir, verilmezse dön." (Buhârî, İsti’zân 13)
Zikrettiğimiz hadis durumu gayet net anlatmıştır. İzin istendiğinde izin verilmemesi de gayet doğal bir durumdur. İzin istenen kişi elbette olumsuz dönüş de yapabilir. İzin sadece kibarlık cümlesi değil gerçek bir soru olmalıdır. Cevabına tabi olmaya hazır olunan bir soru!
Birkaç soru soralım kendimize, cevapları dikkatlice verelim. Bakalım izin alma-verme testini geçebiliyor muyuz?
-Birisine telefon ederken açana kadar mı arıyoruz? Açmadığında yahut dönüş
yapmadığı sürece bu durumu kabul edebiliyor muyuz? Yoksa görüşme izni dışında
kaldık diye alınganlık ediyor muyuz?
-Bir komşumuzun kapısını çalınca kapının ardından 'müsait değilim'
cümlesini duyunca gönül rahatlığı ile eve geri dönebiliyor muyuz? Yoksa bir
sürü olumsuz yorumlarla, kapıda kalmayı kendimize ayıp (!) sayarak mı geri döneriz?
-Birisi özel bir eşyamızı istediğinde, onu vermek istemediğimiz halde, o kişinin söyleyeceği sözlerden çekinerek, kendimize ait olan alanın ihlal edilmesine izin verir miyiz?
Sorular artırılabilir, bize bu kadarı kafidir. Testi üç boyutlu düzlemde geçebiliyorsak en büyük rehberimiz Efendimizin aleyhisselamın tavsiyesine gönül rahatlığı ile uyabiliyoruz demektir. Geçemiyorsak; ruh halimizi bu atmosfere hazır hale getirmemiz gerekir.
İzin istemek erdemine ulaşabildigimiz günlere yol alma duasıyla...


7 Yorumlar
Harika bir yazı olmuş bayıldım. Zira şu günlerde hatta önceki zamanlarda bu ayetleri kapımıza assak yeridir
YanıtlaSilTeşekkür ederiz. Çok haklısınız her daim hatırlanası..
Silİzin istemek, çocuklara küçük yaşta öğretilmesi gereken karşılığı pozitif ve negatif olabileceği dil ile değil davranışlar ile öğretilmesi gereken temel ihtiyaçlar içerisindedir. Ayetlerdeki temel mesajlar izin konusundan geçmekte. Mahremiyet alanına sadece izin ile girilebilir. Çocuk burada evet diyebileceği gibi hayır kelimesini de öğrenme aşamasındadır. Toplumda bir çok birey *hayır* diyemezken bu kelime bir bireyin hayatındaki mutluluğu bile etkileyecek konumdadır. Mahremiyetteki eğitim kişinin kendine olan saygısını da şekillendirmede etkili olacaktır.
YanıtlaSilYazı için teşekkürlerimi sunar devamını temenni ederim.
Teşekkür ederim geri bildiriminiz için, bahsettiğiniz mahremiyet bağlantısı gerçekten çok mühim. Müstakil bir konu olarak bir gün gündemimiz olmasını isterim.
Silİnşallah. İlgi ve dikkat ile okuyacağım.
SilToplum olarak bu konuda çok gerideyiz. Biraz samimiyet kurunca karşımızdaki kişinin herşeyini öğrenmeye (mahrem de olabilir hiç önemli değil) veya evine serbestçe girip çıkmaya hak kazanmış olarak görüyoruz kendimizi. Oysa sizin de yazdığınız gibi herşeyin bir ölçüsü var güzel dinimizde. Ve son olarak üzülerek söylüyorum ki sorduğunuz sorulardan sınıfta kalıyoruz😔
YanıtlaSilGeri bildiriminiz için teşekkür ederim. Toplumu oluşturan biziz. Yeni bir toplumu inşa edebiliriz. Zor görünüyor olsa da ümidimiz var elhamdülillah. Sınıfı geçene kadar çalışmak bizim elimizde.
Sil