Allah Rasulü (sav) bize bulunduğumuz konumlar değişse de, kalpteki gayenin tek olacağını çok güzel bir şekilde örneklik ederek öğretiyor. Nasıl mı?
Buyurun Ebu Berze'den (r.a.) dinleyelim:
- Rasulullah (sav) meclisten kalkmak istediğinde son olarak şöyle derdi:
" سبحانك اللهم وبحمدك أشهد أن لا إله إلا أنت أستغفرك وأتوب إليك "
(Sübhanekellâhümme ve bihamdik, eşhedü enlâ ilahe illâ ente estağfiruke ve etûbe ileyk)
"Allah'ım, seni hamd ile noksan sıfatlardan tenzih ederim. Şehadet ederim ki senden başka ilah yoktur. Senden beni bağışlamanı diliyorum. Sana tevbe ediyorum."
Bir adam: "Ya Rasulallah! Daha önce söylemediğiniz bir sözü söylemeye başladınız?" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav):
"Bu, mecliste meydana gelen günahlara kefarettir." buyurdu. (1)
İşte böylece sahabenin dilinden bir meclis adabı öğreniyoruz. Anlıyoruz ki Peygamber Efendimiz herhangi bir meclisten kalkarken bağışlanma dilemeden, O'nun adını gündemine almadan kalkmıyor. Biz de bir meclise hangi niyetle oturursak oturalım, bulunduğumuz meclisin sonu, her zaman olduğu/olacağı gibi mutlak dönüşün yegane sahibine dönmelidir.
Sabrı ve Hakkı Tavsiye Etmek
Ashaptan iki kişi karşılaştıkları zaman biri diğerine Asr suresini okumadan ve ardından selam vermeden ayrılmazlardı. (2) Asr suresi kısa ama manası derin olan surelerdendir. Ashap bir araya gelip ayrılırken bu sureyi okuyarak birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye etmiş olurlar. İnsanın, her buluşma sonunda bu tavsiyeyi hatırlatması ne büyük bir incelik ve ne güzel bir alışkanlıktır.
İnsan hayatı düşünce ve davranışla şekillenir. Bu iki sünneti de en güzel şekilde yerine getirerek harekete geçmeliyiz. Bir düşünsenize arkadaşınızla görüşmek için bir araya geldiniz sonu böyle bitiyor, bir hasta ziyaretine gittiniz sonu böyle bitiyor, bir pikniğe gittiniz sonu yine aynı. Alışveriş maksatlı buluştunuz yine O'nunla bitiriyorsunuz.
Her sohbetimiz O'nu anarak bitince insanın ruhu başkalaşıp güzelleşmez mi? Her mevzu O'ndan af isteyerek biterse insan varoluş amacını hiç kaybeder mi? Elbet O'nunla biten her meclis O'nun adıyla yeniden kurulmak isteyecektir.
Mehmet Akif Ersoy'un dizeleriyle yazımıza son verelim.
Halikın namütenahi adı var en başı Hakk
Ne büyük şey kul için Hakk’ı tutup kaldırmak
Hani ashâb-ı kirâm ayrılalım derlerken
Mutlaka sûre-i ve’l-Asr’ı okurmuş bu neden ?
Çünkü meknun o büyük sûrede esrârı felâh
Başta iman-ı hakikî geliyor sonra salâh
Sonra Hak, sonra sebat, işte kuzum insanlık
Dördü birleşti mi yoktur sana hüsran artık. (3)
Selam ve dua ile...
1. Ebu Davud, Edeb 32
2. Beyhakî, Şu'abu'l-iman, Nuruosmaniye Ktp., III, vr. 174
3. Mehmet Akif Ersoy, Safahat, İstanbul 1984, s.419
TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul, 1991, cilt:3, s.502

0 Yorumlar