Terzilik elinde bulunan kumaşı çeşitli aşamalardan geçerek şekilden şekile sokmak ve detaylı çalışmalar sonuncunda kumaşı istenilen kıyafete veya başka bir ürüne dönüştürme sanatıdır. Uzaktan bakıldığında terzilik kumaşın yanına iki dikiş atacaksın olacak şeklinde düşünülüp kolay bir meslekmiş gibi gözükse de işin içine azıcık girince öyle olmadığı anlaşılır.
Aslında konumuz Osmanlı döneminde terzilik ve terziler. Yavuz Selim Karakışla'nın "Osmanlı Hanımları Ve Kadın Terzileri" kitabını okudum. Kitaptan ilgimi çeken yerleri kısaca özetleyerek sizlerle de paylaşmak istedim.
1) "Osmanlı döneminde terzilik çok rağbet edilen bir meslekti. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında, Osmanlı toplumunun büyük bir kısmı giysilerinde kullandığı kumaşları evinde el tezgahında kendisi dokuyor, tasarımını ve biçkisini kendisi yapıyor ve giysilerini yine kendisi elde dikiyordu."
2) "Osmanlı toplumunun yaklaşık yüzde doksan beşini oluşturan halk, "ısmarlama" veya 'hazır elbise'ye pek rağbet etmiyordu. Terziye gitmek isteseler bile, çoğunun satın alma gücü buna pek yeterli olmuyordu. Hali vakti yerinde olanlar elbiselerini diktirmek için terzilere başvuruyordu."
3) "Bir Osmanlı hanımının veya beyefendisinin giydiği giysilerin astarında, bugün giysilerimizde konfeksiyon şirketlerinin etiketlerinin durduğu yerde, giysinin dikildiği terzihanenin adı, adresi ve logosu yazılı bir etiket bulunmaktaydı."
4) "O dönemde Müslüman terzilere pek rastlanmazdı. Modistre adı verilen Frenk terzileri çok meşhurdu. Ayrıca kadın terzilerinin tamamı kadınlardan oluşmakta, yanlarında da yalnızca kadın işçiler çalışmaktaydı."
5) "Batılı terzileri tercih etmeyen Müslüman kadınlara hitap etmesi açısından 1895-1908 yılları arasında "Hanımlara Mahsus Gazete" adında bir dergi yayınlanmıştı. Bu dergi terzilik konusuna en fazla ağırlık vermiş olan dergidir. Dergide, kolayca anlaşılabilen elbise modelleri ve bunların dikilmesi sırasında kullanılacak tariflerin olduğu bir yazı dizisi vardı. Daha sonrasında verilen modelleri biçmekte ve dikmekte zorlanan hanımların isteği üzerine dergi işinin ehli bir terzi ile anlaşmaya varmış ve bir terzihane açmıştı."
6) "Bir Türk olarak Behire Hakkı Hanım, 1913 yılında ilk Biçki Yurdu Terzihanesini kurdu. Yalnızca Biçki Yurdu’na gelen siparişleri dikmekle yetinmeyip, kendisine başvuran kadınlara biçki ve dikiş öğretmeye de başladı."
Son olarak benim hatırladığım kadarıyla on beş yirmi sene önce mahalle aralarında bir çok erkek veya kadın terziler vardı. Dikişe ilk başladığım yıllar gizli fermuar veya zor bir cep modelini dikemediğim için o terzilerden yardım aldığım olmuştur. Şimdilerde hazır giyim sektörünün artışıyla o terziler tarihe karıştı. Kişiye özel kıyafet diken terzilerde de oldukça azalma var.
Bu özel mesleğin kıymetinin bilinip tamamen yok olmamasını diler, hobi veya meslek olarak dikiş dikenlere kolay dikişler dilerim.
Kaynak:
Osmanlı Hanımları Ve Kadın Terziler, Yavuz Selim Karakışla (Akıl Fikir, 2014)

2 Yorumlar
👏👏
YanıtlaSil:)
Sil