bayram, arife çiçeği, dikis blog yazıları

Bana ayrılan bu Rayiha kokulu güzel köşede sizlerle birlikte biraz eski bayramlara gidelim mi?Ah nerede o eski bayramlar diyerek özlediğimiz geleneksel bayramlarımızdan bahsetmeyeceğim ama bayram için alınan, dikilen veya diktirilen kıyafetlerin içimizde oluşturduğu o farklı hissiyatı, mutluluğu anlatmadan da geçemeyeceğim. Dikiş bilen annelerin bayramlıkları son günde yetiştirme çabaları, dikiş bilmeyenlerin alışveriş telaşları ve terzilerin en yoğun zamanları...

Genelde bayram kıyafeti olarak pembe elbiseler, kırmızı rugan pabuçlardan bahsedilir ama ben sizlere kahverengini anlatmak istiyorum.

12-13 yaşlarımda yeni kapandığım dönemde annemler bana kıyafet bulmakta zorlanırlardı. Çünkü o zamanlar bizim yaşımızdaki kızlar için bugünkü kadar kıyafet seçeneği yoktu. Olanlarda bizim yaşam tarzımıza uygun kıyafetler değildi. Şu an herkesin alışveriş yaptığı, çeşit çeşit kıyafetlerin olduğu o malum mağazada ilk zamanlar çok pahalıydı. Neyse bir bayram annem elinde bulunan kahverengi bir kumaştan bana etek dikmişti. Ben üzerine giyeceğim kıyafeti bir gün boyunca aradığımız kısmı hatırlamıyorum ama sonunda yine rengi kahve olan bir kazak almıştık :)  

Kahverengi severler alınmasın ama benim o zamanlar pek hoşlanmadığım bir renk kombinasyonuydu. Yeni yetişenler için kıyafet bulmanın zorluğunu ve o zamanın şartlarını düşününce şimdi hak vermeden geçemiyorum. Tabi genel olarak baktığımızda bayramda  giyeceğimiz kıyafet için heyecanlanır, bayramı sevinçle, bol bol akraba ziyaretleri yaparak geçirirdik. Şimdi istediğim kumaşlarla istediğim kıyafeti dikebiliyorum fakat bu seferde ziyaretler azaldı, birçok şey değişti. Ben bu konuya girmeyecektim değil mi? 

O zaman internette gezinirken rastladığım 'arife çiçeği' tabirinden bahsedeyim.

Bu tabir, Osmanlı döneminde bayrama kadar sabredemeyen ve bayramlıklarını giyinip Arife gününde sokaklara dökülen küçük çocuklar için kullanılırmış. Okuyunca çok hoşuma gitti. Yeni bir kıyafet insanı neden bu kadar heyecanlandırır ve birçok yazıya konu olur sorusunu aklıma getirdi. Sanki o küçük çocuğu heyecanlandıran yeni bir kıyafet değil de daha önceden  de bayram vesilesiyle tatmış olduğu o bilindik içi içine sığmama hissiyatıydı. Düşünün bayramlığını giyiyorsun sonra hop üç dört gün sürecek başka bir aleme geçiyorsun. Bir sürü insanlar, oyunlar, şekerler, çikolatalar, bayram harçlıkları... Bu kıyafetleri özel kılan birazda bu sebepler sanırım. 

Bu kısmı yazarken gözlerimi kapatıp eskilere gittim. Çocukluğuma bayramlığını giydirip onu yaşadığı güzel bayramlarda gezdirdim. Biraz duygusal olan bu geriye dönüşü denemenizi tavsiye eder önümüzdeki bayramı en güzel şekilde, yeni kıyafetleriniz ve sevdiklerinizle  geçirmenizi temenni ederim...