Kendi kendine hayaller kurarsın, beklentiye girersin. Hayallerini hayallerle süslersin. Beklersin, beklersin, beklersin…
İlk hayal
gerçekleşmediği için, vagon hayaller de bir türlü gerçekleşmez. Öyle çok odaklanırsın ki
ilk hayale, başka mutluluk yolları aramazsın. İlk hayaldedir aklın. İlle de
onunla mutlu olunacaktır.
Sonra bir gün bir duvara toslarsın. Depresyondur adı, hayal kırıklığı göbek adı. İmdat çığlıkları atarsın. İnsanlar anlamaz seni. O an fark edersin ki onlar da kendi tosladıkları duvarlarla meşguller.
Sen şimdi
aklını başına, ümidi yüreğine geri sokmalısın. Ayağa kalkmalısın!
Kimisi için ilk hayal evlenmektir, iş kurmaktır,
ikinci dükkanı açmaktır, atanmaktır, terfi almaktır, araba sahibi olmaktır. Kiradan, borçlardan kurtulmaktır… Uzar gider bu
liste.
Üniversiteye girince zayıflanacaktır, bir evlat sahibi olunca hayat güzelleşecektir, borçlar bitince akrabalar ziyaret edilecektir. Tüm tövbeler illa Hac’dan dönünce edilecektir.
Öyle olunca, şöyle olunca diye diye büyüklü küçüklü bütün arzularını ıskalar insan. Her şeyi erteler. Vagonlar arasında bir alaka olmadığını da fark edemez.
Bu hal, bir müddet sonra otomatik
sistemi devreye sokar. Artık kişi hayatını ıskala modunda yaşamaya başlamıştır. Sonuç; tadı kaçmış bir hayat ve hoş
gelmeyen depresyon basamakları...
İşte orada durmalı insan!
Zira, hepimiz sürekli çalışmakta olan bir kum saati ile yaşıyoruz. Bizler için kurulu bir ölüm saati var. Bize meçhul fakat Allah katında kesin bir saat.
İster vagon hayaller biriktirip bekleyip durmalı, ister parlak bir gün için mücadele etmeli. Dilediğini seçsin insan, değişen kum saatinde kalan süre değil yaşadığı kalite olur.
“Her canlı ölümü tadacaktır. Sonra bana döndürüleceksiniz.” (Ankebut Süresi, 57. ayet)
***

0 Yorumlar