Her yıl Hristiyanların kutsal sayıp kutladığı güne ortak olan dünyada ne kadar çok insan var değil mi? İnananı, inanmayanı, eğlencesine yapanı, o niyetle kutlamıyorum diyeni…Var ki var.
Bizlerin hayatına kutlama başlığıyla neyi soktular peki?
Milli piyangoları, Noel hediyelerini, Noel Babalı tebrik kartlarını, çam ağaçlarını, o güne özel müstehcen içeriklerle donatılmış televizyon programlarını… En yaygın olanı ve normal görüleni ise hiç şüphesiz, çam ağaçları.
Çam ağaçları, bin bir değişik figürle süslenirken(!) her iliştirilen simgenin bir anlamı var olduğunu biliyor muyduk? Mesela en tepeye kondurdukları yıldıza hepimiz aşinayızdır. Anlamı, Hz. İsa’nın doğduğu geceye işaret ediyormuş. Zaten Noel dedikleri şey de bu değil miydi? Dini bayram olarak 25 Aralık’ta kutladıkları bu günü, tüm dünyaya yılbaşı kılıfıyla kutlatmak! Ne büyük ironidir. Bilginin artık her yerden erişilebilir olduğu şu dönemde böylesine bir ümmilik olur mu? Siz söyleyin?
En çok duyduğumuz bahane olan ‘benim niyetim temiz, ben o düşünceyle yapmıyorum.’ Bu cümleyi sıklıkla başka işlerde de kullanıldığını duyarız. Lakin, anlık eğlencelere, heyecanlara kurban gitmemek adına bu cümlenin işlevsizliğini de şu hadis-i şeriften öğreniyoruz.
“Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” (Ebû Dâvud, Libâs, 4/4031)
Üzerine çokça düşünülesi bir ifade aslında, burada niyetten hiç bahsedilmiyor bakın. Tek bir cümle, 'kim bir kavme benzemeye çalışırsa…' Birebir yapma fiili ifade edilmiyor bile. Çünkü böyle bir şey bizatihi İslam şahsiyet ve karakterine aykırıdır. BENZEMEYE ÇALIŞIRSA… Bunun içine giyimi, kuşamı, yaşayışı… her şeyi koyabilirsiniz.
Geçmişten günümüze bakıldığında yaptıkları ise en korkunç olanı; dini bayramlarına sempati duyar hale getirilmeye çalışılıyoruz!
Bunu yakın zamanda yeğenimle yaşadığım bir olayla örneklendirmek isterim. Elhamdülillah, evimizde ne yılbaşı namına bir şey yapılır ne özel günmüş gibi ihtimam gösterilir. Ama televizyon ve dışarıdaki kutlamalar, büyüklü-küçüklü ağaçlar bizler için bir şey ifade etmese de çocuklarımızın ilgisini çekiyor maalesef.
Bir gün biz de oldukları bir vakit, yeğenimin elinde küçük bir çam ağacının olduğunu gördüm ve merak ettim. Üzerine biraz konuştuk. Nereden aldığını vs anlattı. Sonrasında, ben bunun tepesine yıldız koyacağım dedi. Niye dedim, öyle dedi. Hani koyulması gereken bir şeymiş gibi. Ürperdim. Daha 5-6 yaşlarında bir çocuğun bana verdiği cevap beni çok şaşırttı ve o anda anlık bir üzüntü hissettim. Şaşkınlığımı üzerimden attıktan sonra ise onu süslemek yerine evcilik oynarken ormanlar yapmak isterse kullanabileceğini ve aslında öyle bir süslemenin bize ait olmadığını, bayramlarımızı dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Ne hissetti bilmem ama ikna oldu. O zaman senin olsun, dedi. Ben de bence buradaki oyuncakların içinde olsa daha iyi olur, hem gelince oynarsın dedim ve konu kapandı. O aramızdaki en masum olandı. Çocuktu, saf ve temizdi. Bilemezdi. Gördüğünden etkilenmişti.
Peki ya biz? O bu kadar kolay ikna olup çabucak hevesinden vazgeçerken peki ya biz?
Bile isteye kapılmıyor muyuz çamdan ağaçların süsüne?
Yoksa bir çocuğun niyetinden daha mı temiz niyetlerimiz?
Gerçi o bile kurtarmayacak ya!
'Sen Basiret ver Allah’ım, göremeyen ve görmemek için sıkı sıkı gözlerini kapatan yanılmış kullarına basiret ver.'
0 Yorumlar