kuranda tevekkül kavramı

İnsan, sonu olan bir varlıktır. Bu son nasıl, ne zaman, nerede olacak gibi sorular, insanın zihninde dolaşıp durur.  Rabbine tevekkül eden kişi, kendini bu sorulardan soyutlar ve kendini kul olmaya adar. Artık onun tek düşüncesi, 'sonu gelecek bu hayatı nasıl değerlendireceği'dir.  Aslında tevekkül, insanın ruhunu huzura erdiren bir formüldür.

Tevekkül etmek, içinde barındırdığı acziyet ve güç hissi sayesinde insanda dengeli bir ruh hali oluşturur. Bir önceki yazımızda tevekkül kavramı üzerine giriş yapmıştık. Bu yazıda, acizlik karşısındaki teslimiyet duygusunu ele alacağız.

Hayat, iki şeyin birbirine karşı galip gelmesi ve mağlup olmasından ibarettir. Örneğin, iki kişi arasında geçen bir diyalogda bir taraf, diğer tarafa baskın gelir. Baskın gelen taraf, başka bir hususta bastırılabilir. Bu döngü yaşamın içine sinmiştir. Nitekim dirilik, ölüme baskın geldiği sürece insan vardır. Ölüm, diri olma haline baskın geldiği zaman dirilik son bulur ve ölüm gerçekleşir. Yani insan ya otoritedir ya da otorite edilendir. 

Eğer siz bir duruma güç yetiremeyip, aciz kalıyorsanız demek ki sizden de ileri bir otorite vardır. O halde, O'nun üstünlüğünü kabul edip, baş kaldırmayıp, O'nun otoritesine teslim olmak gerekir.

Kuran'ı Kerim'den Tevekkül Örnekleri

(بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ)

اَلَّذٖي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقاًؕ مَا تَرٰى فٖي خَلْقِ الرَّحْمٰنِ مِنْ تَفَاوُتٍؕ فَارْجِعِ الْبَصَرَۙ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ 

ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنْقَلِبْ اِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِئاً وَهُوَ حَسٖيرٌ

" O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahman'ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun? Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) aciz ve bitkin halde sana dönecektir." (Mülk Süresi, 3-4.ayet )

Bu ayetler insanoğlunun ne kadar aciz olduğunu gösterir. Fakat unutmak, insanın doğasında var. Başına ne zaman bir musibet gelse, acizliğini yeniden hatırlar ve aciz olmayan yüce Rabbine dayanır. İşlerini O'na havale eder. Acziyet karşısında tevekkül etmek yani Allah'a teslim olmak kişinin kalbine sekinet verir ve aynı zamanda umut ışığı yakar.


Yakup Peygamberin (as) tevekkül etmesi onun kalbine nasıl sekinet vermişti, birlikte hatırlayalım. 

وَقَالَ يَا بَنِيَّ لَا تَدْخُلُوا مِنْ بَابٍ وَاحِدٍ وَادْخُلُوا مِنْ اَبْوَابٍ مُتَفَرِّقَةٍؕ وَمَٓا اُغْنٖي عَنْكُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍؕ اِنِ الْحُكْمُ اِلَّا لِلّٰهِؕ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُۚ وَعَلَيْهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ

"Sonra şunu söyledi: “Oğullarım! (Şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam. Hüküm Allah’tan başkasının değildir. Ben yalnız O’na güvenip dayandım. Güvenecek olanlar yalnız O’na güvenip dayansınlar." (Yusuf Suresi, 67. ayet)

Hz. Yakup, oğullarının Mısır'a girerken başlarına gelecek tehlikelere karşı tedbirli olmaları için onları uyarıp yol gösterir. Ardından da Allah'tan gelen hiçbir şeye engel olamayacağını dile getirir. İşte bu bilinç, Müslümanda var olduğu sürece o Müslüman hiç bunalıma girmez. Çünkü kendi sınırlarını bilir, elinde olmayan şeyler için kendini yıpratmaz. Allah ile hemhal olur ki O ne güzel vekildir.


Bir başka deyişle, teslimiyet bilinci kalbi mutmain kılar. Hz. Şuayb'ın (as) tevekkülü bu hususta bize rehber olur. 

قَالَ يَا قَوْمِ اَرَاَيْتُمْ اِنْ كُنْتُ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبّٖي وَرَزَقَنٖي مِنْهُ رِزْقاً حَسَناًؕ وَمَٓا اُرٖيدُ اَنْ اُخَالِفَكُمْ اِلٰى مَٓا اَنْهٰيكُمْ عَنْهُؕ اِنْ اُرٖيدُ اِلَّا الْاِصْلَاحَ مَا اسْتَطَعْتُؕ وَمَا تَوْفٖيقٖٓي اِلَّا بِاللّٰهِؕ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ اُنٖيبُ

"Şuayb da şöyle dedi:

“Ey kavmim! Bir de şöyle düşünün: Ya benim, Rabbimden açık bir delilim varsa ve O bana tarafından güzel bir nasip vermişse! Size yasakladığımı kendim yapmak niyetinde değilim. Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmek istiyorum. Fakat başarmam Allah’ın yardımına bağlıdır. Yalnız O’na dayanıyor ve O’na yöneliyorum." (Hûd Süresi, 88.ayet)

Hz. Şuayb (as), kavmini gücü yettiğince düzeltmeye çalışacağını söyler ve eğer başarılı olursa bunun da Allah'tan olduğunu söyler. 

Bir musibet yahut başarısızlık karşısındaki teslimiyeti anlıyoruz. Fakat, başarı karşısındaki teslimiyet insanı kul yapan bir değerdir. Rabbimiz dilerse oluverir, bize sabır ve gayret düşer. Bir başarı elde edildiğinde Rabbimizden geldiğine inanırsak, kişi kendisini şımartmaktan alıkoymuş ve nefsini dizginlenmiş olur. İşte böyle tam anlamı ile bir teslimiyet, kişiyi sadece Rabbi rızasında yaşayan ve Rabbinden gelen her türlü hale sevinen bir kul yapar. 

Tevekkülün acziyet hissettirmesi çok ulvi bir duygudur. Fakat sadece bununla yetinmek, onun diğer yanını görmezden gelmek bizi gaflete itebilir. O yüzden, bize nasıl güç kattığını da öğrenmemiz gerekir. Bir sonraki yazımızda bu konuyu ele almak üzere sizi her şeye gücü yeten Rabbime emanet ediyorum...


(Devam yazısını okumak için tıklayınız.)