Gezmek, dolaşmak, dinlenmek ve bir nefes almak kelimeleri bizlere neyi çağrıştırır? Şehirdeysek küçük bir gezintiyi, yıl sonuysa tatili diyebilirsiniz. Evet, tam olarak tatilimizden ve gezintilerimizden bahsedeceğim. Sonbaharı yavaş yavaş karşıladığımız şu günlerde sizi yaza, en sıcak anılarımıza gidip düşünmeye davet ediyorum.

Çoğunlukla yaz aylarında ailecek gitmeyi tercih ettiğimiz yol güzergahından şaşmayarak yine aynı istikamete doğru ilerliyorduk. Rota belli, kaç gün kalacağımız belli sadece konaklayacağımız yer muammaydı. Gittiğimiz köy; denize yakın, huzurlu tam bir sahil kasabasıydı. Orayı sevip her zaman tercih etmemizin ana sebebiydi sanırım buydu. Zaten baktığımızda insan yazın bunlardan gayrı ne isterdi ki! Sahi, tatil deyince neyi anlardık? Bir ara verip kafamızı dinleyeceğimiz bir yeri, kendimizi iyi hissetmemizi sağlayacak ortamı,  eğlenmeyi ve sevdiklerimizle keyifli vakit geçirmeyi vb. birçok şey dilimizin ucuna gelebilir. 


Peki, bir tatilin Müslümancası desem ne deriz? Tebdili mekanın ferahlığıyla Rabbimizin bin bir çeşit yaratmış olduğu güzellikleri keşfetme; bir fiil görerek, hissederek, tadarak, koklayarak, duyarak… Ne büyük şükür! Üzerine düşünüp dersler çıkaracak bir şuurda olmak. Bir çocuğun ilk kez dünyayla tanışması gibi o gözle, hayretle ve samimiyetle Rabbimizin azametinin tefekküründe olmak. Çünkü kaçırıyoruz dostlar, akıp giden zamanın yanında, bize Rabbimizi hatırlatan kainatı kaçırıyoruz. Örneğin, bir sabah namazı vaktindeki havanın temiz kokusuyla gün içindeki kokusu bir değil ya da hep söylenir ya köyde yıldızlar daha net ve yakın gözükür diye cidden öyle. 


kainata tefekkür


Yüzünce Ne Oluyor? Bunda Beni Mutlu Edecek Ne Var Ki?


Gün içerisinde ve farklı mekanları gözlemleyerek Rabbimizin İsimlerini (Esma’ül Hüsna), ayetlerini okuyacağımız nice örnekler verebiliriz. Ama aramızda bunun farkına varamayan o bakışı unutan ya da (psikolojik) rahatsızlıkları sebebiyle göremeyen kardeşlerimiz var. Bu kişilerle tanış olmuş biri olarak söylemek isterim ki nasıl áma bir insana renkleri anlatmaya çalışırken zorlanırsınız, aynı onun gibi o insana da kainattaki nimetlerden tat alıp şükretmeyi hatırlatmak da o denli zor olabiliyor. 


Örneğin, yüzüyorsunuz gayet halinizden memnunsunuz; denizin ayrı bir alem olduğunun, iç ve dış olmak üzere içerisinde ayrı güzellikler barındırdığının farkındasınız. Tam o anın içinde oradasınız, huzurla şükür arasında… 

Farz edelim ki başka bir gün aynı denize girdiğinizde bu duygular yerine aklınıza şu düşünceler geliyor; "Şimdi, yüzünce ne oluyor! Bunda beni mutlu edecek ne var ki!" Bakıldığında, bu düşüncelere ihtimam gösterirseniz sizin için denize gelmek; boş. Bakmak, yüzmek bile anlamsızlaşabilir… 


Fakat, daha öncesinde aynı yerde huzur duyduğunuzu ve o nimetin farkında olduğunuz anı hatırlarsanız, onu başka argümanlarla da destekleyebilirsiniz.Diyebiliriz ki hayır, kesinlikle bir faydası var bu nimetin. Rabbimiz nasip etmiş, güneşin altında serinleyerek rahatça  yüzebileceğimiz bir ortam sunmuş. Yüzme kabiliyetini vermiş, uçsuz bucaksız denizi yürür gibi gezip dolaşabiliyoruz. Denizin üstünde güneşi ve yemyeşil doğayı denizin altındaysa bitki ve hayvanların çeşitliliğini keşfediyoruz.  


şükür,üzerine deneme yazısı


Nimetler bu denli genişken kimi zaman gözümüzde kıymetsizleşebilir ve ilgi çekiciliğini kaybedebilir. Bu gibi zamanlarda elimizden geldiğince etrafımızdaki nimetlere, önceden ne anlamlar yüklediğimizi hatırlamaya gayret etmeli hatta gerekirse onları tekrar okumalıyız. Hedefimiz ise bir nebzede olsa, tefekkür gözümüzün önündeki perdeyi açmak olmalı. 

 

Rabbimiz buyuruyor ki;

"Kuşkusuz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün değişmesinde, insanlara fayda veren yüklerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökten indirerek onunla ölü haldeki toprağa can verdiği ve orada her çeşit canlının yetişmesini sağladığı yağmurda, rüzgârları ve gökle yer arasında emre hazır bekleyen bulutları evirip çevirip yönlendirmesinde aklını işleten bir topluluk için elbette nice deliller vardır." (Bakara Süresi, 164. ayet)

 

Er-Rezzak, ismiyle yaratılmışlara faydalanacakları şeyleri ihsan eden O, lakin verdiği nimetlerini okuma ve okutma hususunu, biz kullarına bıraktığını unutmamak gerekir.  Rabbim bizleri bu yol üzerinde kılsın...